Haber Detayı
08 Eylül 2020 - Salı 12:04
 
GÖL YOK OLUYOR
Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Bilim Danışmanı Doç. Dr. Erol Kesici, Eğirdir Göl’ünün her geçen gün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldiğini söyledi. Üzücü gerçekleri paylaşan Erol Kesici: “Eğirdir Gölü için el ele verme zamanı. Göl için de birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var” dedi.
İLÇELER Haberi


Mesleki ve sosyal yaşantısını Eğirdir Göl’üne adayan Doç. Dr. Erol Kesici, hem su kullanımı konusunda uyardı, hemde yetkililere çağrı da bulundu. Göl ile ilgili birbirinden önemli bilgiler paylaşan Erol Kesici, yapılması ve yapılmaması gerekenleri de sıraladı.

SU BÜTÇESİ İYİ YÖNETİLEMİYOR

Doç. Dr. Erol Kesici’nin konuya ilişkin gazetemiz aracılığıyla yaptığı açıklama şu şekilde: “Eğirdir Gölü son yıllarda kuruma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Gölün bu duruma gelişinin nedeni; gölün su bütçesinin iyi yönetilememesi sonucunda, yıllardır aşırı oranda açık vermesidir. Başka bir ifade ile gölden; alınan suyun, göle giren sudan oldukça fazla olmasıdır. Doğal göl olan Eğirdir Gölü, aşırı su kayıplarına karşı hassastır. Gölün yaşaması, canlı çeşitliliği, sağlığı öncelikle su bütçesinin korunması ve kirletilmemesine bağlıdır. Gölde su bütçesinin azalmasının nedeni meteorolojik nedenlere ve buharlaşmaya( su azalırsa buharlaşma katlanır) doğrudan bağlı değildir.

ÇOK MİKTARDA SU ALINMAKTADIR

Resmi kayıtlara göre de gölden tarımsal vb kullanım amaçlı çok miktarda pompajla- kanallarla su alınmaktadır. Ayrıca;  gölün beslenmesini sağlayan “damarlarını” oluşturan dereler- çaylar üzerine ve çanak şekilli havzaya- göle- yüzey akışla gelecek olan suların önüne de çok sayıda baraj-gölet yapılmasının yanı sıra göl çevresindeki bir çok yerde ruhsatlı- ruhsatsız kuyularla yeraltı sularının da aşırı oranda çekilmesi; gölün sadece üzerine düşen yağışlarla beslenmesine neden olunmaktadır. Bu nedenle Eğirdir Gölü su seviyesi ortalama 14m.den,ortalama 5m.’ye kadar düşmektedir. Göl çevresindeki tarımsal-evsel- sanayi alanlarının her türlü atıklarının gölü bırakılması, gölde, kirliliğin- otlanmanın aşırı oranda artmasına neden olmasının yanı sıra, su ürünlerinin üreme- büyümesine de engel teşkil etmektedir. Doğal Göller için yapılan balıklandırmaların yıllardır verdiği zarar bilinmesine rağmen, göle milyonlarca balık bırakılmasına rağmen Eğirdir De satılan sazan türü balıkların birçoğunun 1000km. ileriden Adıyaman’dan (ATATÜRK Barajından) getirilip yörede satılması da, “üzücü” olduğu kadar çok düşünülmesi gereken durumdur. Harcamalar – planlamalar öncelikle gölün temizlenmesi ve doğal dengesinin sağlanması için olursa 1000km. uzaktan yöreye balık getirme ihtiyacı duyulmaz!

SUYUN İÇİLMESİNE ENGEL OLAN KİMYASALLAR ARTIYOR

Göldeki su kalitesi içme suyu özelliğini  giderek kaybetmekte.. Gölün dip kesiminde giderek artan “ toksik”dip çamurunda, suyun içilmesine engel olan kimyasalların miktarı da giderek artmaktadır. Havzada, neredeyse 500 bin den fazla kişi, içme- kullanma suyu, turizm, su ürünleri, tarımsal ürünler( yurt çapında bu sayı daha da fazla ) vb. kullanımla gölden yararlanmaktadır.  Kirlenen suyun içilmesi ve bunlardan tarım ürünlerinin üretilmemesinde çok duyarlı olmak gerekmektedir. Bu arada içinde bulunduğumuz COVİD19 salgını nedeniyle temiz su ve gıdaya olan ihtiyaç giderek önem kazanmaktadır.

BİRLİK OLUP, NELER YAPMALIYIZ…

Öncelikle Eğirdir Gölü’nün doğal bir olduğunu kullanım amacının içme- kullanma suyu olduğu ve gölün bilimsel olarak canlı varlık olarak mutlak koşulla korunması gerektiği utulmamalıdır. Gölü bu hale gelmesinde temel sorumluluk insanların olduğu gibi çözümde, onların da amasız fakatsız – siyasi kararlardan-- popülist yaklaşımlardan uzak kalarak  gölü “yönetenleri rahat bırakarak” gölün bilimsel  veriler doğrultusunda  yönetilmesi gerekmektedir. Bilim ve uzmanlar işlerini rahatlıkla ( baskısız- çekincesiz!) yapabilmelilerdir. İnsanlar ele ele vererek  yaşadığı yerdeki göl yaşam sorunlarını “siyasi fanatiklikten” uzak durarak, devletimizin çıkardığı yasalar doğrultusunda göl koruma- kullanma ilkelerine bağlı kalmalılardır. Nasıl ki hastalandığımızda doktora başvurup gerekli test sonuçlarına göre hareket edip önlemler alıyorsak, göl içinde sadece “yağacak yağmuru” beklemek yerine, kurumaya – kirliliğe- üretim kaybına neden olan bilinen  “tedaviye”-çözüme bir an önce başlanması gerekmektedir. Göl-su-sağlıklı yaşam için başka canlılar içinde bizim içinde olmazsa olmazımızdır. Bu bilinçle, gölü korumak bilim insanları ve konusunun uzmanı yetkin yönetimlerce yapılarak, gelecek kuşaklara da kalması için çalışmalar yapmamız gerekmektedir.

BUNUN İÇİN

1-Mutlak koşulla gölün doğal ve ekolojik su seviyesini sağlayacak ortalama su seviyesini 12m. altına kesinlikle düşürmemek gerekir.

2-Eğirdir Gölü Özel Hükümleri; gölde nereye neyin yapılacağını, gölün niçin korunması gerektiğini ve bu konuda birçok özel-kamu kuruluşlarına görev düştüğünü belirtmektedir. Bu hükümlerin tavsiye olarak kalmaması, göl kenarlarının hiçbir koşulla işgal edilmemesi, havzada iyi tarım- organik tarım uygulamalarının başlanılması gerektiğini bildirmektedir ve  biraz sabrederek bu uygulamaya geçilmelidir, daha çok kazanç ve sağlık elde ederiz.. İçtiğimiz, ürününü yediğimiz su azaldıkça- kirletildikçe sağlık sorunları üzücü bir durum almaktadır.

3-İçme suyu kaynaklarımızın siyaseti olmamalı,  tüm siyaset ortak davranış göstermeli. Yani;  gölün yönetiminde  “siyaset” aktif olmamalı. “Siyaset” gölün sorunun çözümünde birlikte olmalı- yol açmalı. Tıpkı 9 ay önce Beyşehir Gölü’ndeki gibi. Hatırlatırsak verdiğimiz gölü su bütçesi ve gölün durumu hakkındaki raporda, Beyşehir Bl.  encümen kararlarıyla harekete geçerek, Konya Millet Vekilleri ( iktidar-muhalefet) destek sunarak, Çevre ve ilgili Bakanlıkların göllerin korunması için gerekli olan hak edişin çıkarılması ve göl dip çamurunun temizlenmesi için söz almaları.

4-Hiçbir zaman ihtiyaç görülen alanlarda gölet- baraj yapımına karşı olmak bilimsel bakımdan söz konusu değildir. Ancak,  göletler; suyu üreten ana kaynak olan göllerimizin beslenmesine engel oluyorsa, öncelik gölün olmalıdır.  Göle yakın olan alanlarda gölet yapılmamalıdır.  Havzada her yerde sulu tarım yapılacak diye bir uygulama da söz de olmamalıdır. Kısacası Burdur Gölü vb meydana gelen kuruma; Eğirdir Gölü Havzasında da yapılan çok sayıdaki göletlerin olmasındandır. HAVZA İÇERİSİNDE YAPILACAK GÖLETLER GÖLÜN DAHA KISA SÜREDE KURUMASINA NEDEN OLUR! Vazgeçilmeli,  göl çevresindeki göletler, gölün beslenimine etkisi oranına bağlı olarak azaltılmalıdır.

5-Eğirdir Gölü’nün suyu tatlı olmasının nedeni Kovada Kanalı gibi dışa akışının olmasıdır. Bu yapı gölün ilk oluşumundan buyana vardır.. Kanal çevresinde de çok geniş alanda tarımsal üretim söz konusudur. Aynı zamanda Milli Park olan Kovada Gölü Eğirdir Gölü’nden beslenmektedir. Bu neden Kanala verilecek su kontrollü olarak verilmelidir. HES’lere verilmemeli, elbette enerjiye ihtiyaç var ama , artık dereleri gölleri  kurutan üretim yerine , gelişen teknolojiyle birlikte atıl olan HESler yerine,  yenilenebilir  kaynaklarla enerji üretilmelidir.

6-Günümüzde Eğirdir Gölü’nün korunmasıyla ilgili sosyal medyada, yazılı basında bölünmelerin olması( fanatiklik siyasi taraftarlaştırıldığı), farklı çözümlerle bakış ve verilen gerçekleşmeyen  çok sayıdaki vaatlerle; göl için zaman giderek daralmaktadır. Gölün durumu ve bilim insanlarının açıklamaları ortadadır. Birlik olarak- inatlaşmadan- kavga etmeden- çözüme bir an önce başlanması gerekmektedir.

7-Sayın Millet Vekillerimiz, belediye başkanlarımız, STK; Isparta’mızda bu konuda yetkin gurur duyduğumuz SDÜ ve ISUBÜ Üniversitelerimiz ve yıllardır deneyimli yetkin insanlarla donanımlı  DSİ’lerimiz var, lütfen gölü bu kurumlarımıza bırakalım! “Kurumlarımıza yetkililerimize, görevini yapmak isteyenlere  “rahat ortamlar” hazırlayalım. Gölün geleceği, göl çevresinde yaşayan, gelecek kuşaklarının bolluk, sağlık ve ferah içerisinde yaşamını düşünen insanlarımızın,  buraları ziyaret eden konuklarımızın,  koruma ilkelerine uyarak, yani evlerini nasıl temiz tutuyorlarsa, yaşam alanlarımızı- suyumuzu-gıdamızı temiz tutmada adeta bir “çevre  takipçisi- bekçisi- müfettişi “ gibi  hareket ederek koruması gözetlemesi gerekmektedir.

8-Koruma Yasalar hiçbir zaman saptırılmamalıdır. Ör. EGÖ Hükümlerince su kotu 914.4mt. ulaştığında gölden “bir damla dahi su alınmaz” demektedir. Bu kural 914.74 de kadar su alın anlamına gelmemektedir- saptırılmayacağı gibi, gölün su kotunun bilimsel korunmasında ilke; su seviyesinin mutlak korunmasıdır. Bunu nasıl olsa yağmur yağar, bu yıl yağış çok olacak diyerek, su alımlarını görmezden gelmemek gerekir. Gölden geçen yıl olduğu gibi, bırakınız tarımda su almaya içme suyu için bile teknik olarak su alma imkanı kalmamaktadır. Aileler yarın dara düşmemek, sıkıntı içerisinde yaşamamak, “ kimseye muhtaç olmamak” için aile bütçelerini ona göre düzenleyip, ayaklarını yorganına göre uzatıyorlarsa, gölün suyunu-  bütçesini de bu şekilde düzenlememiz gerekir. Unutmayalım, suyu üreten tek fabrika; göller, nehirler ve suyun doğadaki doğal dolaşımıdır. Engel olmayalım. Yine unutmayalım ki su iyi yönetilirse; bolluk, bereket, sağlık ve huzur getireceği gibi, su iyi yönetilmediğinde; kıtlık, açlık, salgın, ve savaşları getireceği/ getirdiği unutulmamalıdır. Her şey insanların elinde… Yaşamak için- huzur için paradan daha çok, temiz doğaya ve onun kaynaklarına ihtiyacımız var.”  (Tuna Ünal)

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: GÖL, YOK, OLUYOR,
Haber Videosu
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Alıntı Yazarlar
Arşiv
Modül 1

istanbul escort şişli escort