Haber Detayı
14 Nisan 2017 - Cuma 09:40
 
Başkanlık sistemi demokratik bir sistem mi?
Ispartalı başarılı hukukçu Av. Ülkem Baş, yeni anayasa yapılmasının temel gerekçesini ve başkanlık sisteminin demokratik bir sistem olup olmadığı yönündeki merak edilenleri cevapladı.
 
 
Haberi


    16 Nisan Pazar günü yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Halk oylaması seçimleri öncesi merak edilen sorular cevap bulmaya devam ediyor. Kanal 32 TV’de yayınlanan Isparta’da Ne Var Ne Yok programının konuğunu olan Ispartalı Av. Ülkem Baş, anayasa değişikliği ve başkanlık sistemine ilişkin açıklamalarda bulundu.

DEVLETİ’NİN BEKASINA İLİŞKİN MEYDANA

GELEBİLECEK TEHDİTLERİN ÖNÜ KESİLECEK

Anayasa değişikliği yapılmasının temel gerekçesi nedir? Sorusuna cevap veren Av. Baş; “ Temel gerekçesi Türk Milleti ve Devleti’nin bekasına ilişkin meydana gelebilecek olası tehdit ve girişimlerin önünü kesmektir. Lügat manası imparatorluk olan emperyalizm; marksizmin ve kapitalizmin bileşkesidir. Başka bir deyişle emperyalist dünya düzeninin kurulması için siyonist kuvvetlerce, marksizm ve kapitalizm üretilmiştir. Marksizm ve kapitalizme verilen görev tek düzen ve homojen toplumlar oluşturmaktır. Homojenlikten kastım yönetim biçimi anlamında kontrollerini kolay sağlayabilecekleri ülkeler oluşturmak. Karşılarına çıkan en önemli engel ise demokrasinin gerçek anlamını kavrayan ve uygulamak isteyen toplumlardır. Marksizm ve kapitalizme geçit vermeyen bu toplumlar, demokrasinin tanımından hareketle, “halkın iktidarı” olarak kendi toplumsal demokrasi kurallarını koyarlar. Her ülkenin demokrasiyi yaşayışı birebir uymayacaktır. Örf ve adetleri, alışkanlıkları, tarihleri, amaçları onları farklılaştırır. Demokrasinin temel kavramları da bu farklılıklarla şekillenir. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti de, Avrupa’nın enjekte ettiği kurallarla demokrasiyi uygulamak zorunda değildir. Zira bu Millet, Adaleti; elinde terazi tutan ve sözde hukuk sembolü yunan tanrıçası themısten değil, Hazret-i Peygamber’den, Kanuni’den, Mustafa Kemal’den öğrenmiştir. Bizim toplumsal demokrasi olarak tanımladığımız ve farklılıkların şekillendirdiği milli demokrasi anlayışı emperyalizmin en önemli düşmanıdır çünkü az yukarıda bahsedildiği üzere emperyalizm; kontrol ve emir komutada zorluk çıkarmayan, tek düzen ve homojen bir yapıyı arzular. Tek düzen fikrine uymayan, milli kuramını ortaya koyan devletlere karşı yönetime müdahaleler baş gösterecektir. Yaşanılan zaman dilimi içinde, Anayasa değişikliği de bu bağlamda bir beka tedbiridir. Şöyle ki; anayasal değişiklikle, yönetimine kuvvetli halk desteği olan bir yapı arzulanmaktadır. Böylece, Cumhuriyet tarihinde onlarca kez olduğu gibi %30-40 gibi bir oy oranı ile güçsüz iktidarlar iş başına gelmeyecektir. 15 Temmuz 2016 girişiminde, Cumhurbaşkanı’nı doğrudan halk seçmemiş ve %52 gibi bir desteği bulunmasaydı 15 Temmuz 2016 tarihi farklı sonuçları ile tarihe geçmiş olabileceği de gözden kaçırılmamalıdır.  Hal bu iken halkın doğrudan desteğini almış kuvvetli yönetimlerle, emperyalist güçler mevzilerinden çıkamadan bozguna uğrayacaklardır. Günümüzde, siyonizmin maşaları olan; Avrupa haçlı zihniyetinin, PKK’nın, FETÖ’nün “hayır kampanyasına” destek vermesinin nedeni de bozguna uğrama ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir daha söz sahibi olamama endişeleridir. Hesabı bozulanlar tarafından “B planı” uygulamaya sokulmuştur. B planlarının ilk ayağı referandumdan “hayır” neticesini almaktır. İkinci olarak, toplumda ayırt edici özellikler ön plana çıkarılarak kaos meydana getirilmek istenecek, toplumda yılgınlık, korku ve gelecek endişesi yaratılmaya çalışılacak, dikta rejimi, tek adam gibi sloganlar kullanılacaktır. Bu kez, kullandıkları yeni söylem ise “Biz ne FETÖ’cüyüz ne de ERDOĞANCIYIZ . Biz Milletini seven bir kitleyiz.” sloganıdır. Bu sloganı kimin kullandığı çok açık. Bakın şimdi, Avrupada Türkçe çıkan ve hayır kampanyası düzenleyen gazeteleri gördük okuduk. 11 Nisan 2017 Salı yani dün, sözde siyasi parti PKK nın sözcüsü HDP’nin iki üyesi birisi Ahmet Türk diğer,i Sırrı Süreyya Önder Batman’da konuşuyor. Dün Kanal D ana haber bülteninde ve internette birçok sitede vardı. Halen de var.Hayır oyu verin diye Avrupa yalvarıyor, PKK –HDP işbirliği yalvarıyor. FETÖ Amerikalılarla yalvarıyor. Bu yalvarışlar boşa değil.  biraz önce anlattığım gibi ağa babalarının elinden Türkiye’ye bundan sonra müdahale imkanı gidiyor bunun farkındalar” dedi.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİ DEMOKRATİK BİR SİSTEM MİDİR?

 

Herkesin merak ettiği ‘Başkanlık sisteminin demokratik bir sistem mi?’ sorusuna da cevap veren Av. Ülkem Baş; “Anlaşılan teknik açıklamalara gireceğiz. Ancak bakın vatandaş ne diyor. Bunu söyleyen benim akrabam, bacanağım. Diyor ki; Biz çatışmadan bıktık. Bu referandum siyasi partilerin yarışımı yoksa anayasa değişikliğimi. Mesele devlet meselesiyse siyasi çatışmalardan sıyrılmalıyız. Bakın vatandaş bunu diyor. Kişiye odaklanmadan sistemi doğru anlatılmalı. Vatandaş sistemi tartışmıyor çünkü ya Tayyip Erdoğan’ı seviyor. Ya da sevmiyor. Öncelikle şu husus bilinmeli bu referandum ile Sayın Cumhurbaşkanı başkan olmayacak. Sistemi dinle incele aklına yatarsa evet oyu ver. Yatmazsa hayır oyu ver ama incele. Varsayalım evet çıktı ve kabul edildi. Sayın Cumhurbaşkanının başkan olmasını istemiyorsan 2019 da git başka adaya oyunu ver. 16 Nisan 2017 oylaması R. Tayyip Erdoğan’ın başkan seçileceği bir oyla değil. Bu sistemin balans ayarının yapılması oylamasıdır.

Demokrasi demos ve kratos kelimelerinin birleşiminden oluşur. Yunancada halkı ve iktidar kelimelerine karşılık gelir. Başka bir ifadeyle halkın iktidarıdır. Halk iktidarı seçimle belirleyecektir ancak demokrasi sadece seçim anlamına gelmez. İçerisinde, yasama, yürütme ve yargı erklerinin konumlandırılması, insan hak ve özgürlükleri, hukuk devleti ve devlet sisteminin kendisini koruma güdüsü gibi birçok mecrayı da barındırır. Sözü edilen ölçütlere ilişkin dünyada uygulana gelen üç demokratik sistem vardır. Bunlar Başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter sistemlerdir. Özetle başkanlık sistemi demokratik bir yönetim biçimidir. Türkiye’de oylayacağımız, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de başkanlık ve yarı başkanlık sistemlerinin bir önceki sorunuzda açıkladığımız üzere, Türk örf, adet gelenek ve görüşüne uygun olarak şekillendirilmiş bir halidir. Bu yönü ile Türk toplumsal yönetim biçimi olarak ülkemiz gerçeklerine uymuştur. Mahsurları var mıdır? Zamanla ekleme ya da çıkarmalar yapılabilir mi? Tabi ki yapılabilir. Uygulama mahsur ve faydalarını ortaya koyacak ve ona göre güncellenebilecektir. Sonuçta anayasa Allah’ın emri değildir. Ama tek adam rejimi falan değildir.”

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Başkanlık, sistemi, demokratik, bir, sistem, mi?,
Haber Videosu
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Arşiv